Çocukluk çağı korkuları ile başa çıkmanın yolları nelerdir?

Çocuklar gerçek dünyadan kaynaklanan bazı ilginç korkular geliştirebilirler. Çocukluk çağı korkuları arasında köpekler, elektrik süpürgeleri, gök gürültüsü, yabancılar, tabaklarında birbirine değen yemekler yer alabilir. Tabii bir de yatma vakti geldikçe ortaya çıkan o hayâl ürünü canlılar var; hayaletler, uzaylılar, yaratıklar ve canavarlar. Anne babalar olarak çocuklarınıza gerçek ve hayali korkuları ayırt etmeyi ve onlarla başa çıkmayı öğretmelisiniz.

 

Çocukluk çağı korkuları ile başa çıkmanın yolları

Çocukluk çağı korkuları nelerdir?

Çocuklar için genellikle, yeni olan ve bilinmeyen her şey korku vericidir. Çocuğun güçsüzlüğü ve bilmediklerinin çokluğu düşünülürse, özellikle ilk yıllarda, korkuların sıklığı anlaşılabilir. Çocuk çevresini tanıdıkça, beden gücü ve bilişsel yetenekleri geliştikçe, çocukluk çağı korkuları ile başa çıkma yeteneği gelişmeye başlar. Bir bakıma, çocuk çevresinden ve kendi içinden gelen korkuları yene yene olgunlaşmaktadır. Örneğin, bir bebek için her şey korkutucudur. Gürültüler, alışılmamış bir nesne, yabancı bir yüz.İki-üç yaş çocukları için ise yüksek sesler, gök gürültüsü, elektrik süpürgesi vb. mekanik sesler korku verici olur. Üç-dört yaşlarında bunlara, karanlık, hırsız, polis ve canavar korkuları eklenir. Altı yaşına gelince bu korkulara yenileri eklenir; hayaletler, cadılar ve canavarlar. Yatağın altında canavar var diye odalarında yatmaktan çekinirler.

Yatağın altındaki canavarlar

Mert’ in canavarları gördüğü ilk gece, annesi ile yatmadan önce yapması gereken rutin işleri yapıyorlardı. Mert o gece birden, dolabında ‘’bir şeyin’’ saklandığına ilişkin kaygılarını dile getirdi. Annesi dolabın kapaklarının açıp, kolunu sallayıp, dolabın içinde sadece giysilerinin olduğunu gösterdi. Ama güçlü annesi bile kötü yaratıkları gönderememişti; orada bir şeyler olduğundan emindi ‘’ işte, gördün mü ?’’ pantolonlarımın arkasında! ‘’ ne giysilerin yerini değiştirmek, ne de annenin verdiği garantiler küçük oğlunun paranoyasını yok etmeye yetmedi. O gece, minik oğlu için çarpan bir yürekle ve ağrıdan çatlayan başıyla annesi, Mert uyuyana kadar yanında oturdu.

O geceden sonra her gece, Mert o “şeylerin” dolabında olduğu konusunda ısrar etti. Hatta artık yatağının altına da yerleşmeye başlamışlardı. Bu durumdan oldukça endişe duyan annesi, arkadaşlarından ve ailesinden gelen tüm önerileri deniyordu. Anneannesi kapıya bir işaret koymayı önerdi: ‘’ Canavarlar Giremez!’’ Mert bu fikri çok sevmişti ve kapısına astı ama bu ‘’şeyler ‘’ okuma yazma bilmiyorlardı ki! Lisa Teyzesi, ‘’canavar kovucu’’ sprey kullanmayı önerdi. Anne de püskürtücü başlıklı bir şişeye su doldurup, Mert’in yatağına verdi. Ancak, bu ‘’şeyler ‘’ aşılıydı. Anne’nin arkadaşı bir fener ve gece lambası kullanmalarını söylemişti ama onlar odada daha fazla gölgeler oluşmasına neden olmuştu. Komşuları, bir çocuğun odasındaki canavarlarla nasıl arkadaş olduğunu anlatan bir kitap önerdi. Ama Mert onun odasındaki  ’’şeylerle’’ arkadaşlık kurulamayacağını söylüyordu. Daha da kötüsü kitabın içindeki resimler onun ‘’şeyler‘’ ine bir yüz kazandırmıştı. Kitabın beşinci sayfasındaki yaratığa benziyorlardı.

Çocuklar, deneyimlerinin az, düşünme yeteneklerinin sınırlı olması nedeniyle, gördüklerini ve duyduklarını gerçekçi olarak değerlendiremezler. Benzeterek, gördüklerini çarpıtarak, abartarak, süsleyerek korkulu sonuçlar çıkarabilirler.

Aşırı koruyucu ve kollayıcı bir anne tutumu da çocuğun korkularını tetikleyebilir. Aman düşersin! Sakın koşma, oraya gitme, beni bekle, dur! Çocuk adım atsa yanında birisi yardıma hazırdır. Özgürlüğü bu denli kısıtlanmış bir çocuk, neyin tehlikeli neyin tehlikesiz olduğunu öğrenmeye olanak bulamaz ve her şeyden korkar hale gelebilir. Çocuklarınıza korkularını yenme konusunda yardımcı olmaya çalışırken çoğunlukla da istemeden işleri daha çok karıştırabilirsiniz. Hayali korkulara çok fazla değer vererek onları geçerli kılabilirsiniz.

Her şeyin yolunda olduğunu hissini verin!

Çocuğunuzun hayali bir şeyle ilgili korkusunu yenmenin en doğrudan yolu her şeyin yolunda olduğunu söylemenin yanı sıra, öyle davranmaktır. Bu hayale aşırı tepki göstermeyin ya da güç yüklemeyin ama aynı zamanda çocuğunuzun duygularına karşı duyarlı olun. Sergilediğiniz güveni duyarlılığınızla dengeleyin. Çocuğunuzun korku objesi gerçek olmasa da, korkusu gerçektir. Böyle bir durumda daha diplomatik ve anlayışlı bir yaklaşım içinde olmalısınız. Ona korkacak bir şey yok şeklinde bir uyarıda bulunup korkusuyla yüzleşmesini istemeyin. Durumuna gülmek ve onu aşağılamak onun kendisini kötü hissetmesinden başka bir işe yaramaz, onu desteklemediğiniz sonucuna varır ki bu daha korkutucudur.

Bir yandan çocuğunuzun korkularının gerçekliğini onaylayıp, bir yandan da korku yaratan nesnenin hayali olduğuna ilişkin kanıtlar sağlayabilirsiniz.  Başka çocukların da benzer korkuları olduğunu, bazen her yaştan insanın korkmamaları gereken şeylerden korktuklarını söylebilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra onu korkutan şeyin ne olduğunu belirlemeye çalışabilirsiniz. Bu tür korkular çok normaldir ve genellikle büyümekte olan bir çocuğun dünya ile tanışmasının ve yeni deneyimlerle karşılaşmasının sonucunda ortaya çıkabilir. Örneğin, yaşamındaki önemli bir değişiklik (yeni bir eve taşınma, yeni bir okula başlama, yeni bir kardeş gelmesi) düşünce sisteminde büyük bir rahatsızlık yaratıp yeni kaygılarla sonuçlanabilir. Yaşamındaki deneyimler hakkında çocuğunuzla konuşmak (yatmadan önce değil!) ve büyüdükçe karşılaşacağı değişikliklere alışmasına yardımcı olmak çok işe yarayabilir.

Yatağa yatma aşamasında bazı değişiklikler de iyi sonuç verebilir. Hafif birşeyler yemek, rahatlatıcı bir öykü, yumuşak bir müzik, mutlu bir sohbet ve sevecen bir sırt okşama, kafasındaki gerginliği giderip kolayca uykuya dalmasını sağlayabilir.

Çocuğunuzun gerçek ile hayal arasındaki farkı anlamasına yardımcı olun. Ancak bu, pek çok konuşmadan sonra gerçekleşebilecek bir keşfetme ve çocuğunuzun olgunluk düzeyine bağlı olan bir gelişim sürecidir. Bu sürece yardımcı olmak için, hayvanat bahçesinde gördüğünüz gerçek bir tavşanla, tüylü oyuncak tavşanı ve kafasında canlandıracağı bir tavşan arasındaki farkı tartışabilirsiniz. Kitap okurken kafasında canlandırdığı şekiller hakkında konuşabilirsiniz. Gerçek yaratıklarla (yunus gibi), hayali yaratıklar (deniz kızı gibi) arasında karşılaştırmalar yapabilirsiniz. Bunlardan eğlenceli bir oyun arkadaşı oluşturabilirsiniz: ‘’oyuncak ayın senin çorbanı içebilir mi?’’ ‘’gerçek bir tavşan konuşabilir mi?’’ ‘’sen tavanda yürüyebilir misin?’’ gibi sorular sorarak, bir şeyi kafada canlandırmanın onu gerçek yapmayacağını gösterebilirsiniz.

Sabırlı olmalı ve çaba göstermeli

Çocuğunuzun kaygısı ile yüzleşmesi ve onu yenmesi için sabırlı bir çaba göstermelisiniz. Karanlıktaki gölgeler canavarları çağrıştırıyorsa, çocuğunuzla birlikte odasında karanlıkta oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin, el kuklalarıyla yansıtmalı oyunlar ya da bazı nesnelerin değişik gölgelerinden nesnenin ne olduğunu tahmin etmeye çalışıp, sonra ışıkları yakıp kimin daha başarılı tahminler yaptığını saptayabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuzun ışık açıkken uykuya dalmasına izin verebilir, daha sonra da kapatabilirsiniz.

Bütün bu önerileri uyguladığınız halde çocuğunuz hala korkuyor ise, bir psikolog denetiminde korkunun altındaki gerçek nedeni saptayarak onun için en doğru çözümü bulmanız doğru bir karar olacaktır.

Evet, bu dünyada korku yaratan nesneler ve olaylar vardır ve onlarla ilgili korkularımızın derecesi doğrudan bizim fiziksel boyutlarımızla ilgilidir. Dikkatle planladığınız yardımlarınızla ve en iyi çözümlerinizle çocuğunuzun hayali korkularına karşı bir zafer kazanmasına yardımcı olabilir ve böylece yetişkinlikte kaçınılmaz olan gerçek korkularla daha kolay mücadele edebilmesini sağlamış olabilirsiniz.

Uzm. Gelişim Psikoloğu Sena Kaçar

Sens Gelişim Akademisi

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here